GÜNÜN YAZARLARI

Azgın azınlık, süzgün çoğunluk

Seni başkan yaptırmayacağız söylemi kaldırmıştı bezginliği, Muharrem İnce seçim gecesi yaptığı bütün hoyratlığa rağmen bir umut olmuştu, İmamoğlu süzgün seçmenin serpilmesini sağladı, sesi sözü çıkmaya başladı herkesin. Öyle açık ki değişime ve birine toplum inandığı anda bezginlik deneyiminin yerini dönüştürme tutkusu alıyor. Çoğunluk içine itildiği depresif karanlıktan çıkmak istiyor.

Esenler Otogarı: Bir mega projenin sonu

Orada yaşayan birinin ağzından,“Esenler Otogar’ı ölü bir otogar; ruhsuz, cansız bir otogar; çöplüğün, pisliğin bol olduğu bir otogar; her tarafın kokuşmuş olduğu, herhangi bir bakımın olmadığı bir yer.” Demek bir mega projenin ömrü sadece 25 yıl olabiliyormuş.

Öfke iyi bir şeydir

İktidar bunu niye yaptı? Neden Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım’ın televizyonda tartışmasına müsaade etti? Bir başka anlatımla, ne işe yaradı bu?

Daha demiri soğutacaktık

AKP tüm toplumsal muhalefete ve şimdi de münhasıran Ekrem İmamoğlu’na, “Ortalık süfliliğe batmış ama paçasını toplaması ve diz boyu süfliliğin içinden tertemiz geçmesi gereken sensin” diyor adeta. On yedi yıldır siyasetin mutfağında iş gören bir iktidar elbette ortamı pisletmiş olabilir. Sen var git, bu mutfağa hiç bulaşma diyor yani. Hay maşallah!

Bir Katar rüyası: Paranın prensibi olmaz!

BeIN’in sahibi olduğu Digiturk’ün maç yayını için yıllık 500 milyon doları ödemekte isteksiz olmasının nedeni büyük zarar etmesi. Üç yılda 1.5 milyar dolar yerine 162 milyon dolarlık teminatı yakmak daha akla yakın bir ihtimal görünüyor. Ama olayın ardında daha kapsamlı bir hikaye var. Ekonomik krizle birleşen bir ‘stratejik çıkar’ meselesi…

'Son kırılma'

Meseleyi 31 Mart öncesinden alıp 23 Haziran sonrasına kadar taşıyınca, kırılmanın bizzat Erdoğan ile ilgili olduğu düşünülebilir. Erdoğan’ın haber verdiği “kırılma” ve ışık da, bu hafta işaretlerini vereceği ve 23 Haziran sonrasında uygulamaya başlayacağı yola veya seçeneklere dair olabilir. Son kırılmaya kadar gelen süreci, Erdoğan penceresinden hızlı biçimde hatırlayalım...

TÜM YAZARLAR

Hakikat ve haysiyet

Aklıma ister istemez Kürt Sorunu geliyor. Eskiden insanların hakikati bilmedikleri için böyle inandıklarını, düşündüklerini söylerdik. Şahsen pek çok kişisel konuşmada söylemişliğim var bunu: “Ama gerçekte neler olup bittiğini bilmiyorsunuz!” Eh, artık her şey herkesin gözleri önünde olup bitiyor.

Chelsea, kaostan şampiyonluk çıkardı

Ülkemizde pek beğenilmeyen Giroud, maçın kilidini açan golü attıktan sonra Pedro'nun bulduğu golde İspanyol oyuncunun bu kadar raht bir gol vuruşu yapması için alan açtı. Aynı Giroud üçüncü golü buldukları pozisyonda penaltıyı alan oyuncuydu. Geçen yaz Dünya Kupası'nda gol atmasa da her maça 11 çıkan ve takıma büyük katkı veren Giroud, teknik direktörlerin neden vazgeçilmezi olduğunu bir kez daha gösterdi. 

İşkence: Konuşulamayan gerçek

İşkence, kolluk güçlerinin ses çıkaran, itiraz eden vatandaşla karşılaştığı her durumda değişen süre, yöntem ve şekiller içinde hep varlığını korudu. Bu durumda asıl kaygı duyulması gereken sorunun şu olduğu ortaya çıkıyor: Aslında değişmez bir devlet yöntemi olan işkencenin farklı araç, yöntem ve biçimler içinde ortaya çıkmasını sağlayan nedir?

Yargımız bağımsızdır, mantıktan bile

İktidarın iktidarı elde tutmak için tuttuğu her yol mubah siyasetinin yeni sonucu: Yargı bağımsızlığını ilan etti. Yok, yürütmeden değil. Hukuktan bağımsızlığını zaten ilan etmişti. Şimdi mantıktan ve iletişimi mümkün kılan ilkelerden, kurallardan bağımsızlığa sıçradı.

Ekonomik fırtına: Öncesi sessizlik mi?

Önümüzdeki virajda yüksek işsizlik, yüksek enflasyon ve yüksek faiz dışı bütçe açığı sorunlarının üstesinden gelmek için halen son derece sert bir kemer sıkma programı uygulama düşüncesinin iktidar blokunda ağır bastığını ancak bu hamlenin en son yaz aylarına ertelendiğini düşünüyorum.

Rus basınında geçen hafta (8-14 Haziran): Ankara hâlâ Esad'ı devirmeyi planlıyor

Rusya Bilim Akademisi uzmanlarından Stanislav İvanov, Ankara’nın hâlâ Beşar Esad’ı devirerek yerine kendi kukla hükümetini kurmayı planladığını iddia etti. Nezavisimaya gazetesinde yayımlanan yazıda İvanov, Türkiye yandaşı militanların silah gücü ile Esad’ı deviremeyen ve tampon bölge konusunda NATO’dan destek alamayan Erdoğan’ın, Moskova’ya başvurduğunu ve Astana sürecini kullanarak “Suriye problemini” çözmek istediğini öne sürdü.

Gün oldu, devran döndü: Şampiyon Toronto Raptors

Toronto Raptors artık yıldızların terk ettiği şehir olarak kalmayacak hafızalarda. Golden State Warriors Hanedanı'nı yıkmış küçük bir “devrim” olarak nitelendirilecek. Şimdi bütün taşlar yerinden oynayacak. Son iki yıldır rezil edilerek finalde elenen LeBron James'li Cleveland Cavaliers'ın aşamadığı tepe bu sene Kawhi Leonard'a kısmet oldu diyelim. Artık bekleyip göreceğiz...

Bürokrasiden nasıl kurtuluruz?

Yapılmak istenmeyen işin bahanesidir bürokrasi. Herhangi bir süreci sündürmenin en kestirme yoludur. Örneğin devlette yapılmak istenmeyen işler için derhal komisyonlar kurulur.

Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler

Ülkemizdeki Suriyeliler konusu için “doğrusu budur, uzatma, geç ardımda saf tut” denecek kadar basmakalıp çözümler yok. Mektup mektup içinde, mektup zarfın içinde bir durum var hatta. Kaldı ki, her siyasal görüşün de yek diğeri kadar değeri vardır sanırım.

Kabataş’tan 'İt dedi'ye uzanan Tercüman-ı Ahvalimiz

Gazetelerin, haber sitelerinin, haber kanallarının 3 ajanstan haberleri devşirerek kullandığı, sokakta narın faydaları röportajlarının yapıldığı, patronların medyayı diğer işlerinin takibi için birer araç olarak gördüğü, bütün gazetelerin aynı manşetlerle çıktığı, Habertürk'ün, Vatan’ın kapandığı, Milliyet’in kapanacağı dedikodularının dolaştığı, tirajların dip yaptığı, gazetelerin az kişiyle çıktığı bir ortamda, Anadolu'nun ücra köşesinden mezun binlerce gencin İstanbul'da, hatta başka yerde “düzgün” gazetecilik yapması mümkün mü?

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte

Siyasetin ve toplumun sakil yanlarına canlı yayında topluca tanıklık ettik. Eh, tanıklıklar öğretici olduğundan adayların münazarası faydalıydı.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Averof’un güvertesinde

Averof, bugün kendi türünün son örneği. Dünyada hala yüzen benzer bir gemi yok. Bu zırhlı, büyük toplarla donatılmış yüzen kalelerin devri daha 1940’larda çoktan geçmişti bile. Ama onlar, imparatorlukların yıkılıp yeni ulusların ortaya çıktığı bir dönemin simgeleri oldular. Bizim Yavuz gibi…

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Uzakdoğu tadı: Tavuklu noodle

Uzakdoğu mutfağı denince akla ilk gelen elbette Çin yemekleri oluyor. Lezzetli pilavlar, noodlelar, et, tavuk yemekleri, çorbalar derken son derece zengin bir mutfak. Ben size bugün Çin mutfağından esinlendiğim eski bir tavuklu noodle tarifimi vereceğim, hatta YouTube kanalım 10 Numara Mutfak’ta bir videosu bile olan bir tarif.

New Yorklu bir İtalyan ve 'Yılan' hikâyesi

1983 Torino doğumlu sanatçı Davide Balliano'nun bir romandan ödünç aldığı İspanyolca 'Yılan' kelimesi ile kurduğu kavramsal tuvalleri, Dirimart'ta. Eserler, 'ikilik' kavramı ve onun sonsuz sarmal ihtimali üzerinden şekillenen tartışma ve fikir kıvrımlarını gündeme getiriyor.

S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!

ABD’nin baskıları karşısında ‘oyun kurucu’ sıfatıyla alternatiflerden söz ederken Rusya ile bağımlılık ilişkisi yaratan ortaklıklara ve Çin’in yeni İpek Yol projesi ‘Bir Kuşak Bir Yol’ inisiyatifine atıf yapıyor. Ruslarla ilişkinin geleceğini İdlib tuzağı yeterince anlatıyor. Çinlerin de Türkiye’ye baktığında gördüğü ilk şey tren yollarından önce İdlib’in bir köşesini kendi emirliğine çevirmiş Taliban bağlantılı Türkistan İslam Partisi.

ABD-Çin savaşını nadir elementler mi durdurdu?

Bugün, finans uzmanları, strateji uzmanları, askeri uzmanlar tarafından ticaret savaşında bir misilleme, küresel teknoloji üretimi açısından bir tehdit, uluslararası ilişkilerde bir silah olarak ya da ulusal güvenlik açısından değerlendirilen nadir toprak elementleri (NTE) küresel politikanın gündemine girecekse, teknolojik gelişmenin sadece Çin halkı açısından değil, insanlık açısından çok yüksek olan maliyeti ile girmeliymiş gibi görünüyor.

Evin ve eşyanın kölesi olmak

Geleneksel kültürlerde kadınları evliliğe hazırlamak için birer laboratuvar da sayılan evler, kurallara kaidelere bağlanan temizlik ve hijyen pratiği, zevke veya konfora göre değil de, modaya, bakımının kolay veya tam tersi gösterişli olmasına göre seçilen, hatta dayatılan eşyalar; o eşyaların üzerlerinin örtüyle kapatılması zorunluluğunun yarattığı fazladan iş yükü; toz göstermesin diye koyu renklerden kaçınma; kokusu eve sinmesin diye sevilen yemekleri pişirememe, kısacası modern hayatın yenilikleriyle müzakere içinde dönüşse de sıralı töreli geleneksel temizlik anlayışı evleri birer mezarlık, bizleri de yaşayan birer ölü haline getirebiliyor.

Tango ve erkek

Hayvanca çiftleşmenin, tanışır tanışmaz yatağa atlamanın, sevişmek olduğunu düşünmeye başladık…Özgürlüğün, çiftleşmekten geçtiğine inanır olduk. Tıpkı, dansın, sanatın, cinselliği çağrıştırdı için günah olduğunu düşünenlerin tutumu kadar endişe verici; bir o kadar ıssız, insansız.

Sedat Peker ve Cavit Özkaya: Yakın tarihin bir resmi

12 Temmuz 1991 baskınları, kontrgerilla hukukunun, biçimsel bile olsa bir anayasal çerçeveyle de sınırlanamadığı yılların bugünden bakınca en net görülen işaret fişeğidir. Ve 12 Temmuz kurbanlarından Cavit Özkaya’nın kabriyle, o yılların dolaysız bir ürünü olan Sedat Peker’in dua gösterisinin sığdığı fotoğraf, aradan geçen 28 yıla ve olup biten onca şeye rağmen, egemen sınıfların devlet mimarisindeki sürekliliği çarpıcı şekilde resmetmektedir.

Trump'ın misyonu ne?

ABD, küresel sorumluluklarını azaltarak, yurt dışındaki yatırımlarını geri çağırarak ve serbest ticareti kendi lehine daha fazla çevirerek göreli gücündeki azalmayı durdurma ve Çin’in hızlı büyümesini yavaşlatma stratejisine geçti. Dolayısıyla, küresel sistemde ABD müttefikleriyle özellikle ticari ilişkileri kendi lehine çevirme talebi Obama döneminde başlamıştı. Ama bunun nasıl gerçekleşeceği konusu belirsizdi ve Trump’ın misyonu bu noktada anlam kazandı.

Fethi Açıkel: Türkiye mülteci kampına dönüştürülüyor

AKP’nin mülteci politikası ve Suriyeli sığınmacıların yaşam koşulları üzerine çalışan CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel’e göre Türkiye, AB ülkelerinin de etkisiyle büyük bir mülteci kampına dönüştürülüyor. Açıkel’e göre çözüm, Ortadoğu’ya yönelik yayılmacı emellerden vazgeçip göçmenler lehine insancıl politikaya başvurmaktan ve Esad rejimiyle temas kurmaktan geçiyor.

Japonya’nın fena çocukları: Chim↑Pom

Sanatorium’da devam eden karma sergi Fragments of a Hologram Rose’un katılımcılarından biri, bizim için ne mutlu ki, dünyada aktivist, şoke edici, rahatsızlık veren, aktivist, tartışmalar yaratan işleri ile sanat kolektifi Chim↑Pom. Sergideki işlerinden yola çıkıp Chim↑Pom’un kaotik dünyasına bir kafa uzatıyoruz...

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

SARAT Proje Koordinatörü Dr. Gül Pulhan: Arkeolojiye ilgi var ama bilgi az

SARAT Proje Koordinatörü Dr. Gül Pulhan: "Toplum ve arkeoloji ilişkisi üzerine böyle bir kamuoyu araştırması Türkiye’de ilk defa yapıldı. Soruları KONDA ekibi ve SARAT ekibi ortak hazırladı. Arkeoloji Türkiye’de hayatın içinde bir konu. Ama aynı zamanda entelektüel olarak yüksek bir konu ve arkeoloji kimin derdi olacak ki, denirdi. Biz de günümüz Türkiye’sinde biraz olsun toplumun arkeolojiye bakışını görmeye çalıştık."

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Kurşun kaleme övgü

Öteki kalemlerin işi mürekkepledir, “tükenmez kalem”in isminin iddiasıyla varoluşu arasındaki derin fark başka tartışmanın konusu ama nihayet hepsi mürekkeple “çalışır”. Bir tek kurşun kalem, kendi özünden “yiyerek” çalışır. O da iyi bir kalemtıraşla mümkündür.

Yüzünü hiç görmedim ama çok yakınımdı

Çok çekti. Hastalıktan çekti, mahpusluk çekti, Hayata Dönüş Operasyonu'nda kardeşini katlettiler acı çekti. Memleketten çekti, solcuların huysuz kısmından çekti, sağcılardan çekti, hepsiyle tatlı tatlı dalga geçti.

Türkiye S-400 almaya nasıl karar verdi?

Türkiye Rusya ile pazarlık masasındaydı. İşte bu noktada alınır mı alınmaz mı denen sisteme dönük görüşmeler, Türk Akım, Akkuyu Nükleer Santrali girişimlerinin yanına eklendi. Nihayetinde Türkiye 2017’de S-400 alacağını duyurdu. Ancak S-400 en güzeli olduğu için alıyoruz diyenlerin bu kısa tarihe bir yanıtının olması gerekir. Madem S-400 en güzeli, neden önce ABD’den Patriot istendiğinin de...

Her şey…

23 Haziran seçimleri önemli. Bizi hayata bağlayan heyecan, şarkılarla hatırladıklarımız. Onu yeniden yürürlüğe sokabiliriz. Edip Cansever’in dizesiydi: “Birden yürürlüğe girdi o yok olma duygusu” 12 Eylül’ün yaptığı buydu. Oradan palazlanan AKP, bunu sürdürdü. O duyguyu yok etmek zor değil. Artık değil. Yaptık, yine yapacağız.

Bir ‘tercih’ olarak, yalana inanmak...

Daha bugün, yaşadığım ilçenin merkezinde seçim çalışması yapılan mekânda yaşlıca bir kadının sözlerine tanık oldum. Elinde Binali Yıldırım’ın seçim broşürü, CHP standının önünden geçerken “İmamoğlu’na verecekmişim, hadi be, oylarımızı çaldı hırsızlar resmen,” dedi. İnanıyor muydu söylediğine, hiç emin değilim.

Bindik bir alamete

Olan çok basit: Bir blok (NATO/Batı) içerisindesiniz ve yaptığınız bu bloktan kurtulmaya çalışırken derdi birden ikiye çıkarmak. Sonuçta varlık savaşı içinde süren savaş teknolojisi yarışının bugün ulaştığı düzeyde öne çıkan iki önemli tezahürden (F-35 ve S-400) birini tercih ediyorsunuz. Ve bu silahlardan biri (S-400) ölümcül rekabetin başını çeken iki emperyal rakibin birinden alınıyor.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Seçimi 'Kılıçdaroğlu doktrini' kazandı

CHP’de yapılan ilk seçim değerlendirmesine göre kentli muhafazakarlardan oy almayı hedefleyen “Kılıçdaroğlu doktrini” başarılı oldu. “CHP sağa kayıyor” eleştirilerine karşın ısrarla sürdürülen politik tutum ve söylem değişikliği ile halktan aralarında İstanbul ve Ankara’nın bulunduğu çok sayıda büyükşehiri yönetme izni alındı.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Pontusluyuz, Pontuslusunuz, Pontuslular

Politik alanda var olabilmenin koşulu, politik tahayyüller yerine kimlikler olunca karşılaşmalar sert, toplumsal alan kutuplaşmış hale geliyor. Demokratik talepler popülerleşemiyor. Neredeyse kapalı sayılabilecek grupların, toplulukların kendine özgü hak mücadelelerini eklemleyecek politik momentler oluşamıyor.

Şehir hastanesi değil, hasta ticaret merkezi

Unutmayın. Bu aynı şehir hastaneleri tesisleri hekimlerin, sağlık emekçilerinin yok sayıldığı, inşaat şirketi mantığının işlediği bir model. Siz ise bir metasınız. Çalıştığı her saniye yıkım demek. Ya siz onu yıkacaksınız ya da onlar sizi yıkacak.

Gizli olmayan gizli kahramanlar

Siz şimdiden dünyanın yükünü kaldırdınız. Biz sadece kurtarma ipi diye pamuk ipliğine sarılıp bataklıktan çıkmaya çalışan insanlarız. Siz ise eninde ya da sonunda bizi bu bataklıktan çekip çıkartacak olan kahramanlarsınız. Lütfen bize kulak asmayın. Kendiniz için gözükse de bizim için çabalamaya devam edin. İnanın sizin azminiz bu bataklığı kurutacak.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Korumalarını aldılar, araç muafiyetini kaldırdılar, pasaportuna tahdit koydular

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, geçen yıl yaptığı pasaport başvurusunda "terörle irtibatlıdır" şerhi düşüldüğünü açıkladı. Karamollaoğlu'nun ayrıca koruma polisleri geri çekilmiş ve makam aracının muafiyeti de kaldırılmıştı. Bu durumda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması gereken bazı sorular ortaya çıktı...

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Veda: Kalemin iştahı

Kalemin bir iştahı var. Kalemin iştahı, birilerinin canını yakma sınırına varamaz. Kalem kaderi yazar, yazı ise alında parlar.

Ağaçlardan bahsedelim!

“Ağaçlardan Bahsetmek”, sinema ve hayata karşı coşkularını hiç yitirmemiş bir grup ‘ihtiyar’ filmcinin göz kamaştıran hikayesi. Mutlaka görün. Bu bölümde Sudan Film Grubu kurucularının 1960, 70 ve 80'lerde ürettiği kısa filmlerden bir seçki restore edilmiş kopyalarıyla sunulacak. Almanya'da restore edilen filmler Berlinale Forum'un ardından ilk kez Türkiye seyircisiyle buluşacak.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Vaadi kabahatinden büyük olanlar

İstanbul belediye başkanı adayları Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım'ın kadınlara yönelik vaatleri arasındaki fark hemen göze çarpıyor. Biri ev kadınlarına yapılacak “yardım”dan bahsediyor. Öteki kadına yönelik şiddete ve çocuk istismarına, sığınma evlerine, acil destek ortamlarına yoğunlaşmış durumda. Yani biri kadını olabildiğince evde tutmaya ve yardım mantığı ile bağımlı kılmaya, diğeri ise kadının kendine özgüvenini geri getirmeye “hayatın içine katmaya” çalışıyor. İlki kadınların yüz yıllardır mücadele ettiği bir mantık, diğeri ise varmaya çalıştığımız yer.

Bayramda aile saadeti

Kutsiyet atfettiğimiz kurumların iktidarını sorgulanmaz kılıyor, böylece o baskıcı zihniyetin değirmenine su taşıyoruz. Toplumun bir alt çekirdeği olan ailenin kendi bütünlüğünü muhafaza etmesi, iktidarların da bütünlüğünü ve kişilerin erk sahibi yapılar karşısındaki itaatini sağlayacaktır.

Bir demokrasi masalı ya da AKP’nin çıkış yolu

Bu program AKP açısından seçimlerin İstanbul’da ikinci bir kez kaybedilmesi durumunda bir çıkış yolu açmış oldu. Seçim bu sefer kaybedilirse, sorumlusu İmamoğlu karşısında zayıf bir performans sergileyen, amatörce hazırlanarak A4 kağıda basılan ve spiral dosyada birleştirilen tablolarda yanlışlıkla İzmir’e ait bilgilere yer veren (böylece kampanya ekibi de suçu paylaşmış olacak), sinirlenen ve sıkça rakibinin sözünü kesen, mal varlığı konusunda “kamuoyuyla paylaşılacak diye bir adet yok” diyerek yanlış anlaşılmaya müsait bir yanıt veren Yıldırım sorumlu olacak. Belki bir kez daha kendini ifade edemediğini söyleyecek. Yıldırım’ın bu programdaki performansı üzerine günlerce konuşulacak ve her koşulda, AKP bakımından seçimin bir kez daha kaybedilmesi durumunda ihale bu sefer Yıldırım’a kalacak.

Merkez Bankası neden faiz indiremedi?

Normal şartlarda şimdiki gibi sert bir ekonomik daralma yaşayan bir ekonomide merkez bankasının faiz indirmesi gerekirdi. Ancak sözünü ettiğim döviz-faiz kıskacı, merkez bankasını faiz indirimine gitmekten alıkoyuyor.

Tarihî akşamın ufkunda

Yıldırım, klasik sağcı siyasetçi numaralarından birine başvurarak “biz iktidarız” kozunu öne sürdü: Belediyeler öğrencilere burs veremez. Veriyorlardı, CHP yasaklattırdı. Ben gelirsem bir şekilde Ankara ile anlaşıp yolunu buluruz. Ama Ekrem Bey “İstanbul Ankara’dan yönetilmeyecek” diyor. Yaa…

İtalya'da şampiyon olan ilk Türk

Artık sadece genç futbolcu değil, antrenör de ihraç edebilen duruma geldi Türkiye. Geçtiğimiz hafta İtalya U15 liginde şampiyon olan A.S. Roma takımının başında bir Türk vardı.

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Hep Eve

Kalbin bir evi, yolu, yuvası var. Hayat tam da bu yolun hüzünlü sevinçleri, molaları, duraklarıyla güzel. Hep yoldayken hep eve dönme rüyasının sağladığı müthiş imkân ve imkânsızlıklarla… Hep eve. Güzel bayramlar.

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.